Yine-yeni bulamacında kadim olanı aramak, kara-altı-larda, su-yüzünde...
Tanrıya inatla malubiyet icin savasmak, inançsızlıkla bozguna yazgıya..
Ve bırakabilmek bedeni dalgalara, köle ayakların kara-yoluna küfürle.
Bir güne daha inat ve teslimiyetle başlamak...
Tut beni düşmeden
14 Temmuz 2012 Cumartesi
12 Haziran 2012 Salı
Vapur Notları #2
Nasıl anlatılır bilmem, o bir türlü dolmayan boşluk; ki insanın pırlantasına da, pisliğine de kap olan, ki en derin ve en bayağı kelimelerle dile gelen. İdrak yetmiyor bazen yaşamaya, unutmak, koyvermek de gerekiyor. Öğrenip öğrenip unutmak tekrar. Tam da balık gibi...
9 Haziran 2012 Cumartesi
Vapur Notları #1
'Celladın kör bıçağı' yada mengenesi işkencecinin...
Countable or uncountable ve de bazı bazı ya da 'sıkça' unconfortable…
whatever it tik taks, bize düşen düşmeden raks...
Dalgaların üstünde sallana salına geçiyorum bir kıyıdan diğerine…
Balık olmaya
özenerek ve unutarak göklerde boğulduğumu, gün ve gece…
15 Mayıs 2012 Salı
İskelemizde bulunan vapur düş seferini yapacaktır
Yürümek tepelerden aşağı, ve yukarı,
Denizin kıyısı, ceketinin yakası.
Ve dalgalı sular, içinde oynaşan ışık,
Bir var bir yok, parlar söner.
Tutunamayan diller, söyleyemeyen eller...
Vapurun sesi, yarım saatte bir,
Yanaşır iskeleye, dökülür gerçekler, doluşur hayaller...
Taşınır bir yakadan başka bir yokada’ya...
10 Nisan 2012 Salı
Zehir
Sadece gözlerini görüyorsun. İri, ürkek, sessiz. Gecenin
içinde bir çift göz. Ürke ürke yanaşıyorsun, gözler kayboluyor. Yine mi söndü
ışıklar? Yoksa gözlerini mi kapattı. Bir adım daha atıyorsun ve işte yine o bir
çift göz.
- Hey!
İşte! Gözünü kırptı. Evet biri var orada. Adımlarını
hızlandırıyorsun bastığın yeri görmeden. Sesleniyorsun;
- Hey! Kimsin?
Hah, işte yine kırptı gözlerini, duyuyor seni! Yetiş ona,
koş! Bu tek kurtuluşun belki. Ama, dur! Dur yavaş ol! Ya değilse... Bıçağının
olmadığını ne çabuk unuttun. Geçen sefer de aynı şey olmuştu. O sanmıştın ve
çalıların ardında ayağa kalktığında çok geçti artık. Elindeki sopa olmasa belki
parçalayacaktı seni.
- Hey, hey, hey!! İşte orda!
Tamam, sakin ol! Yavaş! Ayağını burktun gördün mü! Temkinli
olmalısın, bu ne telaş. O ya bir tilki yada gece bastırdığında gördüğün
yüzlerce yanılsamadan biri.
- E, nerede şimdi? Heeey! Bekle, geliyorum, korkma benden. Benim işte, ben! Çıkışı birlikte bulabiliriz. Kulaklarım duymaz ama, iyi koku alırım. Heey, duyuyor musun?
Koca bir salaksın sen. O sadece bir hayal farkında değil
misin? Yaraların iyileşir iyileşmez kendini hırpalamaya başlıyorsun. Tak şu
gözlüklerini, sandığın kadar kötü değiller. Sana verdiğim gözlükleri
kullanırsan, tek başına da bulabilirsin çıkışı.
- Seni görüyorum! Tilki yada bir hayal olmadığını biliyorum! Birbirimize ihtiyacımız var! Ah, kahretsin belki sen de bana sesleniyorsun ama ben seni duyamam! Bu sürekli başımda uğuldayan sese katlanamadığım için sağır ettim kendimi.
Salak! Sağır ettin kendini beyninden gelen sesleri susturmak için ve şimdi ölümüne doğru gidiyorsun adım adım! Beni birazcık dinleseydin bunların hiçbiri gelmezdi başına! Bak buraya!
- Eğer beni duyuyorsan gözlerini kırp sadece! Eveeet! Evet biliyordum! Senin bir hayal olmadığını biliyordum. Dur, geliyorum. Heey, heeey! Neden gözlerini kısıyorsun? Göremiyorum seni.
Salak, salaksın sen! Kendi kendine oyun oynuyorsun. Buradan çıkamayacağını kabul et artık! Sadece şu gözlüklerini tak ve karanlıktan kurtul!
- Hayır, hayır sana da direktif veriyor değil mi! Bu yüzden kapadın gözlerini, rahatsız olduğun için! Ama n’olur biraz daha sabret! Aç gözlerini. Kokunu alabiliyorum. Çok yoğun hem de. Buralardasın biliyorum. Hah işte, buldum seni!!! Hadi aç gözlerini! Heey!
Bu kadarını tahmin etmemiştim doğrusu. Kendi kolunu tututuğunun farkında bile değilsin. Sen aptalsın! Çok fazla özrün var! Görmüyorsun, duymuyorsun! Sadece koku alıyorsun ama bu yetmez anlamıyor musun! Görmek istediğin, duymak istediğin şeyin kokusu değil o! İnanmıyorsan tak şu gözlüklerini ve gör gerçeği
- Hadii, hadi! N’olur kalk ayağa. Hareket et, gözlerini göremesem, sesini duyamasam da bu koku senin kokun! N'olur kalk, sadece ikimiz bulabiliriz çıkışı!
(Geleceğeni biliyordum, beni
bulacağını. Ama neden! Belki tek başına bir şansın olabilirdi, eksik ama
hayatta.
Aynı ses beni de sakatladı. Tüm
bu seslerin benden çıktığını sandım ve dilimi kopardım. Ama sesler kesilmedi. Sana sesimi duyurmaya çalıştım durdum hep, ama, sen beni duyamadın.
Seni bulduğumda, ses seni de
çıldırtmıştı ve gözün görmez bir şekilde saldırıyordun herşeye. Bana bile. Sonra
senden kaçmaya başadım. Ellerim, kollarım ve bacaklarım kırık, sürüne sürüne
buraya saklandım.
Sessizce bekledim. Tüm sesler
kesilince, bu sonsuz karanlıktan kurtulmak için, boynumda asılı olan zehri
içmek istedim. Şişeyi açtım ve zehrin keskin kokusu seni buraya kadar getirdi,
yanıma. Şimdi sana ne seslenebiliyorum ne dokunabiliyorum. Buradan çıkmamız
imkansız. Geriye tek bir kurtuluş kalıyor...)
- Hadi ama neden kıpırdamıyorsun. Neden
sarılmıyorsun bana. Bu kokudan adım gibi eminim! Bu senin kokun, seni her
öpüşümde içime çektiğim kokun! Haydi hiç değilse bir öpücük ver de sen olduğunu
bileyim...
Evet! işte bu sıcaklık, dudakların, kokun!..Biliyordum,
sen olduğunu biliyordum. Hadi, kalk...kalkalım...ha...di...kalk...kal...kal...
10.04.2012 / İstanbul
1 Nisan 2012 Pazar
Absürt
İçerdeydi, güvende. Kıpır kıpırdı. Dönüyor, yuvarlanıyor, çarpıyor, eğleniyordu. Rock’n’Roll babe! Ve birden çığlıklarına gök gürültüsü karıştı!.. “Shook me all night long” derken yer sarsıldı. Allah’ın sopası yok gitarı vardı. Şehvetinin bedeli over dose distortion'dı. Duvarlar rezonansa girmiş, koca koca bloklar yıkılmış, ardında incecik bir tül bırakmıştı. Dışarıda bir grup uzun saçlı ters haç takmış satanist genç "hell awaits" diye bağırıyordu! Günahları onu cehenneme çağırıyordu. Tırstı!.. Savatage’e sığındı, avuç dolusu yağmur yağmaya, cehennem ateşini söndürmeye başladı. Ve Dio, “...fool fool” diye bağırırken, cennete çıkan basamaklar belirdi ardında... Döndü, ardına şöyle bir baktı; “s.ktir lan” dedi, “I dont obey to die”!
Heaven&Hell
Heaven&Hell
Sing me a song, you're a singer
Do me a wrong, you're a bringer of evil
The Devil is never a maker
The less that you give, you're a taker
So it's on and on and on, it's Heaven and Hell, oh well
The lover of life's not a sinner
The ending is just a beginner
The closer you get to the meaning
the sooner you'll know that you're dreaming
So it's on and on and on, oh it's on and on and on
It goes on and on and on, Heaven and Hell
I can tell, fool, fool!
Well if it seems to be real, it's illusion
For every moment of truth, there's confusion in life
Love can be seen as the answer, but nobody bleeds for the dancer
And it's on and on, on and on and on....
They say that life's a carousel
Spinning fast, you've got to ride it well
The world is full of Kings and Queens
Who blind your eyes and steal your dreams
It's Heaven and Hell, oh well
And they'll tell you black is really white
The moon is just the sun at night
And when you walk in golden halls
You get to keep the gold that falls
It's Heaven and Hell, oh no!
Fool, fool!
You've got to bleed for the dancer!
Fool, fool!
Look for the answer!
Fool, fool, fool!
Do me a wrong, you're a bringer of evil
The Devil is never a maker
The less that you give, you're a taker
So it's on and on and on, it's Heaven and Hell, oh well
The lover of life's not a sinner
The ending is just a beginner
The closer you get to the meaning
the sooner you'll know that you're dreaming
So it's on and on and on, oh it's on and on and on
It goes on and on and on, Heaven and Hell
I can tell, fool, fool!
Well if it seems to be real, it's illusion
For every moment of truth, there's confusion in life
Love can be seen as the answer, but nobody bleeds for the dancer
And it's on and on, on and on and on....
They say that life's a carousel
Spinning fast, you've got to ride it well
The world is full of Kings and Queens
Who blind your eyes and steal your dreams
It's Heaven and Hell, oh well
And they'll tell you black is really white
The moon is just the sun at night
And when you walk in golden halls
You get to keep the gold that falls
It's Heaven and Hell, oh no!
Fool, fool!
You've got to bleed for the dancer!
Fool, fool!
Look for the answer!
Fool, fool, fool!
29 Mart 2012 Perşembe
Neden zor bu kadar?..
Anlayamadığın korkuların kucağında sürdürmek bir ömrü...
Bilmeye tutunmak ama eylemden kaçınmak...
Emin olmak için aramak, beklemek, denemeden, eylemeden...
Korkmak çarpışmaktan, öteki derken dehşetle kendinden!..
Ve diz çökmek yine salya sümük çatlak aynanın karşısında,
Ve irkilmek omzuna dokunan el ile...
Dönünce ardına, sen, ardında sanki sen...
Sen; ki yansılar içinde bir sanrı,
Ben; onun suretinde bir tokat...
O; bilinmeyen sebebi tokadın!..
Ve küstahlık sonsuz günahın...
29.03.2012
Anlayamadığın korkuların kucağında sürdürmek bir ömrü...
Bilmeye tutunmak ama eylemden kaçınmak...
Emin olmak için aramak, beklemek, denemeden, eylemeden...
Korkmak çarpışmaktan, öteki derken dehşetle kendinden!..
Ve diz çökmek yine salya sümük çatlak aynanın karşısında,
Ve irkilmek omzuna dokunan el ile...
Dönünce ardına, sen, ardında sanki sen...
Sen; ki yansılar içinde bir sanrı,
Ben; onun suretinde bir tokat...
O; bilinmeyen sebebi tokadın!..
Ve küstahlık sonsuz günahın...
29.03.2012
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)