19 Mart 2012 Pazartesi

Rüya

Perdelerin arasından güneşin zorla sızdığı, karanlık ve pis kokulu odamda uyandım. Rutinin kapılarını aralayarak attım adımımı güne.
Rüzgarla savrulan perdelerin gizlediği boğaz manzarasına bakıyordu ofis. Üşütmese esen rüzgar onu da farketmeyecektim.
Ve kahve arzusuydu, fala inanır inanmaz beni dışarı çeken. Güneş terkedince günü, telve içinde kaderini çizmeye çalışan ukalalara dönüyorduk hepimiz. Falı dinleyen kim, fincana daldırdığımız parmakları birbirimizin yüzüne sürüyorduk, istediğimiz esmere benzesin diye.
Yol çıksın diye bakınırken, kirpik kaçtı gözüme. Olmaz ya, yeşil aktı gözyaşım. Tutsun diye falım, eski zaman âdedi likörü fondipledim mideye.
Acıkan mideye inen midyeden inci çıktı, inci dişlinin elinden...
Fala inanma, falsız kalma, rüyadan sakın uyanma!..

                                                                                                                                             (14.12.2010)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder